Kaplıcalar Hakkında Genel Bilgi
Ilıca olarak da bilinir, maden sularından yararlanma amacıyla kaynarcaların çevresinde
kurulan tesislere verilen genel addır. Araştırmalar sonucunda çeşitli hastalıkların tedavisine yardımcı olduğu anlaşılan mineral iyonlarıyla yüklü maden sularının oluşumuna ilişkin değişik görüşler vardır. Bu görüşlerden biri, çatlaklardan sızan yerüstü sularının, yolu üzerindeki minarelleri eriterek derinlerdeki ısınmış katmanlara ulaştığı ve buradaki sıcaklığın etkisiyle buharlaşıp yoğunlaşarak yeryüzüne geri döndüğü biçimindedir. Magmaya yakın katmanlarda bazı minarelleri eritmiş durumda bulunan suların buharlaşıp yoğunlaşarak tektonik olaylarla yeryüzüne çıktığı görüşü ise başka bir yaklaşımdır. Maden suları fiziksel özellikleri bakımından çok sıcak, sıcak ve soğuk sular olarak sınıflandırılır. Kimyasal özellikleri bakımından ise bikarbonatlı, sülfatlı, tuzlu, kükürtlü, karbon dioksitli,demirli, arsenikli, iyotlu, karışık ve radyoaktif madensuları vardır.
Maden suyunun yeryüzüne çıktığı kaynağa kaynarca denir. Bir kaynarca suyunun fiziksel ve kimyasal özelliği bir başkasına, hatta çok yakındaki bir kaynaktan çıkan maden suyunun özelliğine benzemez. Bu nedenle tıbbi tedaviye yardım amacıyla kullanımında özenli olmak gerekir. Öte yandan kaplıca sularının hastalıkların iyileştirilmesine katkıda bulunma ölçüsü hakkında ayrıntılı ve kesin bilimsel açıklama yoktur.
Kaplıca sözcüğü, ılıcanın üstüne bir hamam yapılması sonucunda ortaya çıkan tesisin “kaplı ılıca” biçiminde tanımlanmasından türemiştir.
Kaplıcalar, özellikleri nedeniyle şifalı sular olarak da bilinen maden sularının yeryüzüne çıktığı kaynarcalar ile bunların çevresinde kurulan hamam, havuz, klinik, otel gibi tedavi ve konaklama tesislerinden oluşur. Tesisler, kaplıca suyundan banyo ve içme kürleriyle yararlanılmasına göre farklılıklar gösterir. Üç haftayı bulan banyo kürleriyle hekim
denetiminde fizik tedavi yapılan hidroterapi aygıtlarıyla donatılmış kaplıcalarda daha geniş tesisler kurulur.
Kaplıcalar sağlık açısından olduğu kadar turizm açısından da önem taşır. İnsanlığın eski çağlardan beri sağlık amacıyla şifalı sulardan yararlandıkları bilinmektedir. Anadolu’ nun çeşitli yörelerindeki kaplıcaların Yunan ve Roma dönemlerinden beri işletildiğini gösteren
yapı kalıntılarına rastlanır.
Kaplıca tedavileri ve dikkat edilmesi gereken hususlar :
Ağrılı hastalıklara çözüm KAPLICALAR
Halk arasında 'ılıca' , 'kaplıca', 'çermik' , 'girme' gibi değişik isimlerde anılan şifalı sular, çeşitli hastalıkların tedavisinde etkin rol oynuyor. Ancak bilinenin aksine suyu her derde deva olan kaplıca yoktur. Her biri belli bir hastalığa iyi gelen kaplıcalar vardır. Bu yazı dizisi ile hangi hastalığa hangi kaplıcaların iyi geldiğini öğrenecek, doktor tavsiyelerini okuyacak, kaplıcalardan daha bilinçli faydalanacaksınız.
Pek çok hastalığı tedavi edici özelliklerinin yanı sıra dinlenme merkezi olarak da kabul edilen kaplıcalara rağbet her geçen gün artıyor. Jeotermal açıdan oldukça zengin olan Türkiye, dünyada doğal kaynaklarla tedavinin güçlenen bir eğilim olmasıyla, kaplıca turizminde de tercih edilen ülkeler arasında yerini alıyor. Kaynak zenginliği açısından dünyada ilk 7 ülke arasında olan Türkiye'de, bin üç yüz dolayında termal kaynak bulunuyor. Ülkemizde bulunan termal sular hem sıcaklıkları hem de fiziksel ve kimyasal özellikleriyle Avrupa'daki termal sulardan daha üstün nitelikler taşıyorlar. Türkiye'deki termal suların ortak özellikleri, sıcaklıklarının yirmi derecenin üzerinde olmaları, değişik cins ve miktarda erimiş halde maden tuzları ihtiva etmeleri.
Romatizmaya karşı birebir
İltihaplı Romatizma (Artrit): Ateş, mafsallarda ağrı, şişlik, kızarıklık ve hareket güçlüğü, halsizlik, iştahsızlık şeklinde kendisini belli eder. Kalbi ve sinir sistemi etkileyen, çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir hastalıktır. İlaç tedavisi olumlu sonuç verip hasta ateşli devreyi atlattıktan sonra kaplıca destekleyici bir tedavi olarak tavsiye edilebilir. Bu durumda kaplıcanın şu faydaları görülecektir:
Kaplıca















